Swipe to the left

YALOVA, İDEAL KAÇAMAK - 1

YALOVA, İDEAL KAÇAMAK - 1
Editör: Timur Sahar 13 Aralık 2018 5606 Gösterim Yorum yok

YALOVA, İDEAL KAÇAMAK!

Niye mi?

Çünkü Yenikapı İskelesinden araba vapuruyla dahi bir saati az aşan bir sürede varabiliyorsunuz Yalova'ya. Biz Merkez ilçesine gittik ama Türkiye'nin en küçük ili olan Yalova altı ilçeden oluşmaktadır: Merkez, Altınova, Armutlu, Çınarcık, Çiftlikköy ve Termal. Doğu'da Kocaeli ve Batı'da Bursa illeriyle çevrilidir. 2016 rakamlarına göre yirmibini kırsalda yaşamak suretiyle nüfusu 137.000 canın üstündedir.

Eşsiz Marmara Denizimizin en doğusunda yer alan Armutlu Yarımadasının kuzey kıyısını teşkil eden Yalova'nın güney sınırını ise Samanlı Dağları'nın etekleri belirlemektedir. Ayrıca yüz beş kilometre ile denize en uzun kıyısı olan turistik illerden birisi imiş.

Toprağından bereket fışkıran Yalova'nın Çınarcık, Gökçedere, Kirazı, Kılıçköy ve Taşköprü gibi irili ufaklı verimli ovaları vardır. Bu ovaların yaşam kaynağı olan akarsular boyunca meyve bahçeleri ve bostanlar bulunmaktadır.

Toplam yüzölçümünün (84.700 ha) yarısından fazlası ormanlarla kaplıdır (46.809 ha). Yalova'nın güneyine doğru gittiğinizde çıktığınız dik yamaçlar sizi gür bir orman örtüsü ile karşılar.

Zaman içinde göçler nedeniyle nüfusu bir hayli karmaşık bir yapı göstermektedir ve bu açıdan da Yalova Türkiye'nin kültürel zenginliğinin bir aynası niteliğindedir. Zira Avar, Boşnak, Çerkes, Dargi, Gürcü, Laz, Kürt, Tatar, Türk olmak üzere bütün hepsi Yalova'ya "YURDUM" demektedir!

Anadolu Platosunun en batı ucunda bulunan Yalova'nın doğal olarak tarihi de epeyi hareketli bir şemale sahip.

Bölgedeki Neolitik ve Paleolitik dönem hakkındaki arkeolojik araştırmalar henüz çok gelişmemiş olmakla beraber, günümüz itibariyle Yalova'daki en eski yerleşimleri günümüzden beş bin yıl evvele dayandırabiliyoruz.

Kadim Dünya'da Bitinya adıyla anılan bu bölge, bundan dört bin yıl öce Hititlerin ve ardından bir dönem Friglerin hakimiyeti altındaydı. Ardından Pers egemenliği altına giren bölge zamanla özerkliğini kazalarak bundan 2300 yıl önce Bitinya Krallığının memleketi olmuştur.

Bundan 2092 yıl önce Roma İmparatorluğu hakimiyeti altına giren Yalova'da günümüz Türkiye'si için belki de en önemli olay 1302 yılındaki Bafeus veya diğer adıyla Koyunhisar Muharebesidir.

İznik(Nicea) bölgesinin hakimiyeti için 18 ve 27 Temmuz tarihleri arasında Osmanlı Beyliği ve Bizans İmparatorluğu arasında gerçekleşen bu savaşın neticesinde, merhum tarihçimiz Halil İnalcık'a göre, muzaffer Osman Gazi, Devlet-i Aliye'nin temellerini atmıştır. [Bkz: H. İNALCIK, "Osman Gazi'nin İznik (Nicea) Kuşatması ve Bafeus Savaşı", in M. ÖZ, O. ÖZEL, Söğüt'ten İstanbul'a, İmge Yayınevi]

Temelli olarak 1326 yılında Osmanı Devleti hakimiyeti altına giren Yalova. Zamanla Hüdavendigâr Eyaleti'ne bağlanan Yalova meşhur seyyahımız Evliya Çelebi'nin (1611-1682) tarifinde yedi yüz ev, yedi camii, üç han, bir hamam ve bir kaç düzine kadar dükkandan ibaret olan bir yerleşim yeriymiş.

Maalesef depremlerle de anılan Yalova 25 Mayıs 1719'da, 10 Temmuz 1894'te ve 17 Ağustos 1999'da büyük tahribata uğradı. Umalım ki bu doğal afetler yakın zamanda memleketimizi yeniden sarsmaz.

Gelgelelim Yalova'nın doğasına. Yukarıda bahsetmiştik Yalova'nın yüzölçümünün yarısından fazlası ormanlık alandan oluşakta. Engebeli Armutlu yarımadasının yemyeşil vadilerinden ise doğal olarak tüm ile hayat veren akarsular doğmakta. Muazzam rakım değişikliklerinden geçen bu sular Yalova'nın ormanlarının içinde su perilerinin evleri olan onlarca büyük ve küçük şelale yaratıyor.

Bu şelalelerden en bilinenlerinden biri Sudüşen Şelalesidir, diğeri ise Çifte Şelaledir. Ama buraları merak ediyorsanız sizi biraz daha bekleteceğiz. Gezi yazımızı kaçırmayın!