Swipe to the left

SANAT VE KADIN - 4

SANAT VE KADIN - 4
Editör: Özlem Şahin 4 Ocak 2019 1149 Gösterim Yorum yok

Yirminci yüzyıla yaklaşılırken özel ve toplumsal alan sorunlarıyla beraber üretim ve tasarım da yeniden şekillendirdi. Böylece Amerika ve İngiltere'de yaşanan dekoratif sanat reformu oluştu ve bunun merkezi orta sınıf evi ve kendine yeterli dünya kavramları oldu.

Kadınlar sanat ile yaşamın kesiştiği tam da bu alanda çok önemli bir rol üstlenmeye başladılar. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında artan sanat eğitim kurumları sayesinde kadınlar gitgide tasarım alanında daha büyük rol oynamaya başladılar. (Bkz. Royal School of Art Needlework)

Aynı zamanda Anglosakson dünyada artmakta olan mekanik üretimin olumsuzluklarına karşı John Ruskin ve William Morris'in başlattığı "Arts and Crafts" yani el emeği hareketi de bu konjonktürde çok önemliydi.

Zanaatın sanatsal anlamını yeniden öne çıkarma isteği, herkesin sanat yapabileceği fikri, herkesin ürettiği bir ütopya, Morris'in fikirleri böyleydi. Morris'in hayalinde cinsel ayrımın yapılmadığı bir sanat ve zanaat üretimi ve hane içinde dahi rollerin eşit bölündüğü bir düzen vardı.

Ülke çapında yok olmakta olan zanaatleri canlandırmak, Morris'in dersler düzenleyerek başarmayı amaçladığı bir şeydi.

Geçen hafta bahsettiğimiz Philadelphia Centennial Exposition'da sergilenen ve kadın elinden çıkan seramik ve nakış işleri Amerika'daki kadın sanatçıları da bir hayli etkilemiştir.

Bu şekilde gelişen Anglosakson orta sınıf kadın sanat hareketi katlanarak arttı ve 1893 yılında Chicago'daki Dünya Fuarı'nda kadınlar kendi sanatlarını göstermeye hazırdılar.

Feministler arasında birçok farklı ve çeşitli amaçlar bulunmaktaydı ve hala bu çalışmalara katılmayan kadınlar vardı, ama tüm bu grupların temsilcileri bir araya geldi ve kadınların başarılarının erkeklerinkiyle eşit olduğunu göstermek amacıyla bir yapı kurmaya karar verdi.

Kadınlar o dönemde, eğitim, sanat eğitim ve sosyal organizasyonlarda ilerleme kaydetmişlerdi, ama hala oy kullanma hakları yoktu. Hala annelik ve kariyer arasında kalıyor, hala onları "kadınlık"larının sosyal kategorisiyle çevreleyen sınırlarla savaşıyor, hala eserleri erkeklerinkiyle karşılaştırıldığında saçma bulunuyor ve "öteki" olmaktan kurtulamıyorlardı.

Peki sizce bugün sanatta kadının yeri nerede?