Swipe to the left

SANAT VE KADIN - 3

SANAT VE KADIN - 3
Editör: Özlem Şahin 28 Aralık 2018 1942 Gösterim Yorum yok

Kazanımlar küçük ve mücadele uzundu ama ilerlemekte olan kadın hareketi artık ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğine girildiğinde yadsınamaz bir etkiye sahipti.

Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Philadelphia Centennial Exposition (1876) kadınların kültürel hayatta toplumsal "görünürlük" elde edebilmek için sarf ettikleri çabalarını sergileyen bir dönüm noktası olmuştur.

Bu "Yüzüncüyıl Sergisi"nin komitesi, bağış toplayarak sadece kadınlara vakfedilecek bir yapı kurmayı planlamış olsa da, bazıları, böyle bir durumun, üretimi cinsiyet ayrımına tutmaktan başka bir işe yaramayacağını düşünerek, radikal feministler de dahil olmak üzere bu plana katılmayı reddetti. Pavyon yine de yapıldı ve aslında kadınlara biçilen ikincil statünün çok açık bir örneğiydi.

Eşzamanlı olarak Fransa'da ressam Mary Cassatt da özgürlük hasretimize ses getirmekteydi.

Louisa May Alcott ise kadınların kariyer ya da evlilik arasında bir seçim yapma zorunluuklarını ataerkil düzenin eril imtiyazlarından birinin neticesi olarak betimlemektedir. Alcott kaleme aldığı öykülerde hep kadınlık, sanat, politika, bekarlık ve kızkardeşlik gibi temaları incelemiştir. (Bkz. Diana ve Persis, 1879)

1870'lerin Fransa'sındaki Empresyonistler (Mary Cassatt da dahil olmak üzere) kamusal ve şhsi mekanları yeniden tasavvur ederek sanatın merkezine nesneyi değil özneyi yerleştirmeye başladılar bu da beraberinde yeni bir modernite anlayışı getirdi. Nesneden özneye olan bu kayım aynı zamanda kadının nesnelleşmesinin geride bırakılıp artık onun da özgür bir özne olduğu gerçeğini vurguladı.

Cassatt ve Morisot gibi kadın empresyonist ressamlar erkeklerle eşit bir şekilde fikir alışverişinde bulunuyor ve aynı mekan ile zamanları paylaşıyorlardı. Bu kadın ressamlar içinde buundukları sınıfsal ve cinsel ilişkileri yansıtmaya çalışıyorlardı...