SAĞLIKLI SAĞLIKSIZLIK
Son zamanlarda özellikle 30 yaş üstü ve özellikle de iyi eğitim almış kişilerde görülen bir hastalık var; ortoreksiya. Beslenme bozukluğu olarak nitelendirilen ortoreksiya kişinin yediği ve içtiği her şeyi delicesine kontrol edip hayatını zindana çevirmesi durumunun kelime karşılığı.
Sağlıklı beslenmek nasıl oluyor da bir hastalık haline geliyor diye düşünmemek elde değil, ama neredeyse son 10 yılda hızla yayılan bu takıntı, kişiyi sağlığından etmekle kalmayıp hayat standartlarında da müthiş bir düşüşe neden oluyor.
Bir markettesiniz ve yanınızdaki bayan elindeki yiyecek ambalajını neredeyse dakikalardır okuyor. Ve bir de baktınız paketi öylece yerine geri bırakıyor. Muhtemelen bir ortoreksik kişiyle karşılaştınız. Ya da siz her yediğiniz yemekten sonra büyük pişmanlık duyuyorsunuz. Yemek yerken ise içeriğini düşünmeden edemiyorsunuz. Et ve süt ürünlerini yeme düşüncesi bile neredeyse midenizi alt üst ediyor. Sonunda pes edip hiç yemek yememeye başlıyorsanız ortoreksikler arasında yerinizi çoktan almışsınız bile.
Herkes yemek yapmadan önce uzun uzun düşünür “Bu akşam ne yemek pişirsem?” diye. Ama tüm bunların üzerine yiyeceklerin içerikleri hakkında saatlerce düşünmek hiç de sağlıklı bir hareketin habercisi değil. İşte bu takıntıya sahip ortoreksikler ne yazık ki günün her dakikasını besinlerin içeriği, temizliği ve kalorisi üzerine harcar. İşin asıl sıkıcı yanı ise çevresindekileri de bu uğurda ikna etme çabalarıdır. Bir ortoreksikle karşılaştığınızda saatlerce besinler üzerine vaazlarına maruz kalabilirsiniz. Hatta bu durum aşırı kaçarak sizi eleştirme boyutuna bile ulaşır. Siz bu durumdan ne kadar rahatsız oluyorsanız ortoreksik arkadaşınız da en az sizin kadar kuvvetli bir endişe duygusuna kapılır. Üzerine gitmeyin çünkü ortoreksik arkadaşınız bile takıntısının ne kadar obsesif bir hale geldiğinin farkında değil.
Ortoreksikler hayatlarını çoğu zaman bir cehenneme çevirebilir. İçerikleri, öğünleri düşünmek bir yana artık yemeklerini çiğ yemeyi tercih eder. Tek doğru onların bildiklerinden ibarettir. Aslında ortoreksiklerin diyet yapan kişilerden çok fazla bir farkı yok. Artık bu sağlıklı yemek yeme takıntısının ileri boyutları neredeyse anoreksiya nevrozada olduğu gibi hızlı kilo kaybını beraberinde getirir. Aralarındaki en büyük farksa anoreksiya nevrozanın amacının zayıflamak olmasıdır. Anoreksik kişilerin bu ciddi kilo kaybetme amacı onları oldukça katı bir diyete sokar ve neredeyse hiç yemek yemeyecek kadar ileri giderler. Ortoreksiyada ise amaç kilo vermek değil sağlıklı beslenmektir. Kişinin tek amacı kendini yediği besinlerle sağlıklı hissetmesidir. Eğer yedikleri bir besin onları sağlıksız yapacaksa o besine bir daha ellerini bile sürmezler. Bir düşünsenize kaşığı daldırdığınızda şelale gibi akan çikolatasıyla sufle, dumanı tüten tereyağlı sosuyla bir mantı ya da tombul bir hamburger yanında buz gibi kolayla tabi… Bazen kendinizi mutlu etmek için yerken kendinizden geçtiğiniz bu besinler ortoreksiklerin asla dediği besinlerden. Üzülmeli mi, adlarına sevinmeli mi bilinmez.
Ortoreksiya uzmanlara göre obsesif yapıya sahip kişilerde çok daha fazla görülüyor. Bazı uzmanlarsa bu durumun ortaya çıkmasında, son zamanlarda insanlara öğretilmeye çalışılan beslenme alışkanlıklarının baskıya yol açtığı düşüncesinde. Ve bu durum zamanla çok daha fazla olumsuzlaşarak ciddi bir takıntı haline geliyor.
Ortoreksiyanın nedenleri hala net olarak bilinemiyor. Kimisine göre hızla değişen dünyada aşırı modernleşme sonucu besinlerde meydana gelen değişiklikler ve buna bağlı olarak yemek yeme alışkanlıklarının da değişmesi… Kimisine göreyse obsesif kişilik yapısına bağlı ortaya çıkan bir hastalık. Her ne olursa olsun ortoreksiya kişiyi sağlıklı olmak adına sağlıktan uzaklaştıran bir takıntı. Bu sorunu kabul edip bir ortoreksik olduğunuzu düşünüyorsanız harekete geçmek için henüz geç kalmış sayılmazsınız.












