Swipe to the left

KADIN VE MODA DUAYENİ - KARL LAGERFELD

KADIN VE MODA DUAYENİ - KARL LAGERFELD
By Esma Kocabaş 5 Nisan 2016 7107 Gösterim Yorum yok

Karl Lagerfeld kadınları bu kadar yakından tanımasaydı büyük ihtimalle “Kadın ilahlar ve Tanrıçalar feministtir” cümlesini kurmaya cesaret edemezdi. Kadınlara moda ve tavır olarak en çok neyin yakışacağını bilen ve kadınları oldukça iyi gözlemleyen Lagerfeld için bu nedenle “kadın sosyologu” tabirini kullanmak hiç de yanlış olmaz…

20. ve 21. yüzyılın en önemli moda duayenlerinden biri olan Karl Lagerfeld, 1933 yılında Hamburg’da doğdu. Asıl adı Karl Otto Lagerfeldt olan ünlü tasarımcının annesi Alman babası ise Rus’tu. Daha sonraları soyadındaki “t” harfini atmasının sebebi ise tamamen kulağa daha ticari gelmesiydi. Karl’ın annesi Almanya’da bir iç çamaşırı satıcısıydı ve Karl dışında iki tane daha kız çocuğu vardı. Yani kadınlarla olan ilişkisi çok erken yaşlarda başladı. Karl ailesinden erken yaşta ayrıldı ve on dört yaşındayken Paris’e yerleşti. Bir şekilde ayakları üzerinde durması gerekiyordu. Bu yüzden on yedi yaşındayken Perre Balmain ile çalışmaya başladı. Burada hayatı şekillenmeye başlayacaktı, çünkü yaptığı bir tasarım ona başarı yolundaki kapıları birer birer açtı. Bu bir ceket tasarımıydı. Lagerfeld’deki ışık görülünce ilk olarak Jean Patou’dan teklif geldi ve bir süre birlikte çalıştılar. Bu sırada çok önemli markalara da dışarıdan tasarım yaptı. Dokuz yıl bu şekilde çalıştıktan sonra yirmi altı yaşında İtalya’ya eğitim için gitmeye karar verdi. Eğitimini tamamladıktan sonra yirmi dokuz yaşında modaya çok daha ağır bir şekilde girdi ve Fendi markasının tasarım danışmanı oldu. Chanel ise kariyerindeki en önemli adımlardan biriydi. 1983 yılında çalışmaya başladığı Chanel’de on yıl sonra bir tasarımcı olarak yer aldı. Chanel’de ortaya koyduğu tasarımlarda her zaman seksiliği ön plana çıkaran Lagerfeld işin içine biraz da entelektüel bir çizgi koyuyordu. Şimdi ise o kendi ismiyle bir marka. İşini yaparken de ilgilendiği yegâne kişiler kadınlar…

LAGERFELD VE KADINLAR

Aslında Lagerfeld’i kadınlarla bu denli içselleştiren şey kuşkusuz modayla ilgileniyor olması. Çünkü modayı kadınsız kadınları da modasız düşünmek neredeyse imkânsız… Dolayısıyla kadını en güzel haliyle giydirmeye çalışan Lagerfeld’i de kadınlar olmadan düşünmek neredeyse mümkün değil. Her ne kadar sadece kadın değil erkek modasıyla iç içeyse de asıl alanı kadınlar. İyi bir tasarımcının bu denli başarılı parçalar ortaya koyabilmesi için tasarım yaptığı varlığı da bu kadar iyi tanıması gerekir kuşkusuz. Tam da Lagerfeld’in yaptığı gibi. Belki de bu yüzden Lagerfeld’in kurduğu cümleler acımasız ve sivri bulunuyor. Örneğin kadınların makyajsızken harika göründüklerini söylerken aslında bir yandan da kadınların cildinin ne kadar önemli olduğunu ve ona sahip çıkmaları gerektiğini vurguluyor. Ya da bir kadının siyah mini bir elbise ile şık olmama gibi bir şansı olmadığını savunurken kadın ruhundan ne kadar iyi anladığını ve bu ruhu anlarken bir bütün olarak algıladığını görüyoruz.

ZAYIFLIK TAKINTISI

Lagerfeld ile yapılan röportajların içeriği yoğunlukla kadınlarla ilgili. Ona “Elbise giyen bir kadın nasıl olmalı?” diye sorulduğunda cevabı net ama biraz da sert: “Nasıl olursa olsun içinde mükemmel görünmeli. Bu da gerçekten ince bir beden ister.” Aslında Lagerfeld’in incelik ile olan takıntısı sadece kadınlara özgü bir durum değil. Kendisi de zamanında takıntılı bir şekilde diyete başlamış ve sadece kola içip, haşlanmış sebze yiyerek yaklaşık 42 kilo vermişti. Belki de bu yüzden Lagerfeld zayıfladıktan sonra ne giyse üzerine yakıştırmış eskisinden çok daha “cool” bir portre çizmiştir. Bu nedenle her zaman üzerinde durduğu nokta kadınların inceliği. Hatta şişman ev kadınları hakkında söylediği birkaç cümle eleştirilerin odağı olmasına sebep oldu. Şişman ev kadınlarının ellerinde cipsleriyle televizyondaki mankenleri çirkin bulmasına katlanamayan Lagerfeld, kendisi ve diğer insanlar dâhil olmak üzere podyumda kilolu kadın görmek istemediğini belirtiyor. Çünkü O’na göre moda dünyası illüzyon ve rüyaların yeri. Bu ortamda ise kilolu kadınlara yer yok!..

Lagerfeld kadınların giyimleri konusunda da oldukça hassas. Ama bu hassaslığı bazen tepkili bir açıklamaya dönüşebiliyor. Bu yüzden de “Kadınların sıkıcı hayatlarına elbiseleriniz renk katıyor mu?” sorusunu soran bir erkek bundan daha anlamlı bir karşılıkla cevaplanamazdı herhalde: “Bu konu erkekleri ilgilendirmez. Buna kadınlar karar versin.”

Tüm bunların yanı sıra en çok eleştirilen yorumu ise normal kadınların ürünlerini takip etmesi üzerine verdiği açıklama oldu. Lagerfeld bu sefer gerçekten de işin dozunu biraz kaçırmıştı. “…normal kadınlar sadece çantaları takip eder çünkü şişko kadın da çanta taşır. Ama elbisemi giyemez. Onu giymek çaba ve disiplin ister. Bir elbise ancak onu doğru bir kadın taşıdığında gerçekten güzel olur.” Belki de Lagerfeld’in tüm bu takıntısı işinde ve çevresinde yaşadığı “disiplin”den kaynaklanıyor. Çünkü yarattığı bir elbiseyi ve onu taşıyan kadını bir bütün olarak ele alırken bir disipline göre hareket ediyor ve yorumluyor.

ERKEKLERİN ARZUSU: KADINLAR

Lagerfeld’e göre kadın konum itibariyle hala erkeklerin arzuladığı bir obje. Belki de moda bu noktada kadını bir arzu nesnesi olarak daha da ön plana çıkaran bir olgu. Eğer bu açıdan ele alınırsa Lagerfeld de kadını arzu nesnesi olma yolunda şekillendiren, gerektiğinde bunun dozunu da ayarlamayı başaran bir aracı.

Ama tüm bunların yanı sıra kadınları bu kadar güzel giydirmeyi başaran bir kişi olarak Lagerfeld, ten temasından nefret eden bir kişi. Bu özelliğiyle annesine benzediğini söyleyen duayen, kimseye dokunamadığını belirtiyor. Kadınları muhteşem tasarımlarıyla giydirdiğini düşündüğümüzde ise büyük bir tezatlık ortaya çıkıyor. Kim bilir, belki de işi uğruna iğrendiği şeylere katlanmak zorunda kalıyor…

Lagerfeld yarattığı tasarımlarla kadınları adeta yeniden yorumluyor. Bunu yaparken ise son derece soğukkanlı… Evet, gerçekten de çok acımasız… Hatta birçok ünlü isim dâhil çoğunluğun kalbini kırıyor, onları öfkelendiriyor, köpürtüyor. Ama onun tutumu bir disiplin çerçevesinde gerçekleşiyor. Belki de bu yüzden bu kadar başarılı… Her ne olursa olsun Lagerfeld’in bu tutumu elbette ki tartışmaya açık bir durum. Peki Lagerfeld bunu ne kadar umursuyor?.. Cevabı biraz muamma…

İlgili Ürünler


Tüm Ürünler Göster >>>

Posted in: Sanatta Kadın
Bize Ulaşın