Swipe to the left

BİR SANATÇI ÖLÜR BİR EFSANE DOĞAR – AMY WINEHOUSE

BİR SANATÇI ÖLÜR BİR EFSANE DOĞAR – AMY WINEHOUSE
By Esma Kocabaş 29 Şubat 2016 1590 Gösterim Yorum yok

27’ler kulübüne katılmak için mi bu yolu seçti yoksa kaderinde bu mu vardı bilmiyoruz. Tek bildiğimiz pürüzsüz bir yaz gecesinde gökyüzünden kayan yıldız gibi 5 yıl önce aramızdan ayrıldı Amy Winehouse. Ardında ise muhteşem bir ses, boş şişeler ve gözü yaşlı “Amy saçlarına sahip, gözlerine kocaman eyeliner çekmiş” hayranlarını bıraktı.

Şarkılar Amy’di. Amy şarkılarındaydı. Tutkulu bir aşkın hasarlarını taşıyordu. Bu tutkuyu öyle bir yaşıyordu ki altı ayda tüm albümü yazabilecek kadar yüklemişti duygularını kelimelere. Kelimeler notalarla birleşmiş o muhteşem sesinde hayat bulmuştu. Hayat bulan bu başarı ona bir gecede en çok ödülü alan kadın sıfatını verdi. Amy 27 yaşında bir efsaneydi. Bilirsiniz efsaneler bu dünyaya öyle kolay kolay gelmez. Gelse de ziyaretleri uzun sürmez.

MÜZİĞE ÂŞIK BİR AİLE

Amy Winehouse 1983 yılında doğdu. Büyürken baş ucunda Frank Sinatra şarkıları vardı. Şanslıydı ki ailesi de tıpkı onun gibi müziğe âşıktı. 13 yaşında eline ilk gitarını aldı ve müzik yapmaya başladı. Daha bu yaşta şarkılar üretiyordu. Ama ne yazık ki müziğe ve uyuşturucuya olan bağımlılığı paralel ilerliyordu. 2003 yılında ilk albümü “Frank” piyasaya çıktığında Amy’deki cevher kimsenin gözünden kaçmadı ve bu başarı elbette bir ödülle onurlandırıldı. Başarılıydı, çünkü albümdeki tüm parçalarda Amy’nin parmağı vardı. Ama Amy müzikle uğraşmak yerine uyuşturucuyla haşır neşir olmayı tercih etti ve 2 yıl boyunca hiçbir şey yapmadı. Ta ki 2006 yılında o meşhur albüm “Back to Black”i yapana kadar…

SOUL MÜZİĞİ UYANDIRDI

Amy, “Back to Black” albümündeki her parçada kendini anlatıyordu. Albüm listelerde bir numaradaydı. “Soul müziği tekrar uyandıran kadın” diye anılıyordu. Ama Amy kendini pek de bir numara gibi hissedemiyordu. Aslında gerçek bir âşıktı, tutkulu bir sevgiliydi, tam bir “bağımlı”ydı. Aşkını şarkılarıyla yaşıyor, birçok insanın duygularına tercüman oluyordu. Muhteşem bir çıkış yaparken iç dünyasında ise kusursuz bir düşüş yaşıyordu. O zamanki eşi Blake Fielder-Civil ile arası hiç iyi değildi. Magazinlerin kaçırmak istemediği çift onlara sürekli malzeme veriyordu. Genellikle uyuşturucu almış bir şekilde yakalanan çifti gören herkes Amy’nin kendisine ne kadar haksızlık ettiğini düşünüyordu. Sürekli rehabilitasyon merkezine yatırılması için ısrar eden yakınlarına aslında o “Rehab” şarkısında kendince yeterli cevabı veriyordu. “No, no, no…” Tüm direnişlerine rağmen 2008 yılının sonunda 20 bin dolara yakın bir rakamı hem rehabilitasyon için hem de uyuşturucu için harcamıştı. Değişen bir şey olmadı. Onun gibi olmak isteyen yüzlerce hatta binlerce insan varken, Londra sokaklarında Amy kılığında onlarca kız dolaşırken, müzik dünyasından, moda dünyasına kadar birçok insanı büyülemiş ve etkilemişken o yavaş yavaş tüketti kendini. Son konserlerinde şarkıları unutup söyleyemeyecek ve artık konserlere çıkamayacak kadar vahimdi durumu. Kimi hayranları o halini bile alkışladı. Ellerinde biletleri, iptal olan konsere üzülen hayranları ise hala umutluydu.

Ta ki 23 Temmuz gecesinde Amy, kendisi gibi 27 yaşında efsane olan sanatçıların arasına katılana kadar…

Posted in: Sanatta Kadın
Bize Ulaşın